İletilişim : Levent Sunger

Cep : 0-533-572 27 53   Tel : 0-252-284 20 05   email : lindos@superonline.com / lindosdalyan@gmail.com

Adres : Maras Mh. Kaunos Sk. No:30   48840 Dalyan  Mugla/Turkey

Anasayfa

KAUNOS TARİHİ


       Kaunos kazılarında ele geçirilen en eski buluntu, MÖ. 9. yy. tarihlenen bir protogeometrik amfora parçasıdır. Bunun yanı sıra yerel çömlekçi atölyelerinin ürünü olan, yatay bantlar arasına çizilmiş iç içe çember Ya da yarım çember motifleri ile desenlenmiş seramik kapların geometrik stil bezemeleri ile Heredotos'un Kaunosluların bölgenin yerlileri olduğunu yazması, daha da eskilere uzanan bir yerleşimi düşündürmektedir. Ancak Kaunos'ta MÖ. 4. yy.den önceye tarihlenebilecek mimari buluntular henüz tespit edilememiştir. Ama batı sur kapısı önünden çıkartılan bir kros( genç erkek) heykeli, pahalı ithal eşyalar olan siyah figür tekniği ile desenlenmiş Attika seramiği parçaları ile kenti güney ve güney doğudan kuşatan, bazıları birbirleri üzerine oturmaları için kabaca düzeltilmiş büyük kayalarla örülmüş arkaik surlar,MÖ. 6. yy. ait arkeolojik belgelerdir.

       Bu buluntular Kaunos'un MÖ. 6. yy.dan itibaren, zengin ve önemli bir limam kenti olduğunu göstermektedir. Ancak Perslerin MÖ. 546'da Lydia krallığını yıkıp bütün Anadoluyu imparatorluklarına katmasına kadar, tarih kaynaklarında Kaunos'dan söz edilmemektedir. Kaunos hakkında ilk ve önemli bilgileri Herodotos verir ve “ Kaunosluların Pers Generali Harpagos'a karşı sert bir direnme gösterdikleri, ancak yenildiklerini” anlatır. Kserkses'in Yunanistan'a yaptığı seferin yenilgiyle sonuçlanması ve Perslerin Batı Anadolu kıyılarından çekilmek zorunda kalmasını izleyen yıllarda Kaunos, liman kentlerinin çoğu gibi Atina'nın İranlılara karşı kurduğu Delos birliğinde yer aldı. Kaunoslular başlangıçta birliğe, yarım talent gibi çok düşük bir vergi ödüyorlardı, ancak MÖ. 425'de bu vergi birden, Miletos'un ödediğine denk olan 10 talente çıkarıldı( yaklaşık 3000 cumhuriyet altınına eşdeğer gümüş para). Bu yüksek miktarın gerçekten ödendiği konusunda bir kanıt yok ama ilginç olan kentin birden bire zenginleştiğini göstermesi. Bu ani zenginliğin kaynağı, Kaunosluların yeni tarım alanları açması veya kentin ihraç ürünleri olan tua, salamura balık, köle, çam reçinesi ve bu reçinenin yakılması ile elde edilen katrana olan talebin birden artması olabilir.

       Atinalılar ve Spartalılar arasında başlayan ve Atina'nın yenilmesi ile sonuçlanan Peleponez Savaşları'nı anlatan Thuokydides'in “ her iki tarafın donanmasının Kaunos limanından yararlandığını” belirtmesi, Kaunosluların esnek bir politikayı tercih ettiğini göstermektedir. MÖ. 387'deki Kral Barışı, Anadolu'nun bütün kıyı kentleri gibi Kaunos'u da tekrar Pers egemenliğine soktu. İmparatorluğun Karya satraplığını yöneten Hekotomnos sülalesi, özellikle de Maussollos döneminde şehir, yamaç arazide teraslar halinde yükselen imar düzenlemesi ile büyütülüp çok geniş bir alanı içine alan surlarla çevrildi. Makedonya Kralı Büyük İskender'in MÖ. 334'de Anadolu topraklarına girmesi ile başlayan Asya seferi, Pers İmparatorluğu'nun yıkılması ve Helenistik İmparatorluğu'nun kurulması ile sonuçlandı. Ancak İskender'in MÖ. 323'de ölmesi ve imparatorluğun generalleri arasında paylaşılmasından sonra doğan Helenistik krallıklar arasında sürekli çatışmalar yaşandı. Stratejik bir liman kenti olan Kaunos'da, işgaller veya politik manevralarla sık sık el değiştirdi ve birkaç kez de Rodos devletinin sömürgesi oldu.

       Dünya tarihinde yeni ve yayılmacı bir süper güç olarak yükselen Roma, Helenistik krallıkları, savaş veya politika ile sınırları içine almaya başlayınca bütün dengeler yeniden değişti. Suriye Kralı Antiokhos MÖ. 189'da Magnasia'da Roma ordusu ile yaptığı savaşı kaybedince, Roma senatosu tüm Karya ve Likya yönetimini müttefikleri olan Rodos'a bıraktı. Rodos'un baskısından bunalan Batı Anadolu kentleri, MÖ. 167'de isyan ettiler. İsyan bastırıldı ama Roma, Rodos'un Anadolu topraklarından çekilmesini sağladı.

       MÖ. 129'da Roma, Batı Anadolu topraklarının büyük bölümünü içine alan “Asya Eyaleti”ni kurdu. Bu eyaletin sınır kentlarinden biri olan Kaunos, kısa bir süre sonra yeniden düzenlenen yönetim planlamasında, bu defa Likya'ya bağlandı.

       Roma egemenliği ile birlikte, tacir ve bürokratların çoğunluğunu oluşturan Roma vatandaşları da Anadolu kentlerine yerleşmeye başladı. Roma yayılmasına karşı savaşan Pontus Kralı Mithridates, MÖ. 88'de bölgeyi işgal etti. Kaunoslular, kralın tarafını tuttular ve kentlerindeki tüm Romalıları vahşice öldürdüler. MÖ. 85'de yapılan barıştan sonra Roma, Kaunoslulara ağır bir ceza verip onları tekrar nefret ettikleri Rodos yönetimine soktu. MÖ. 1. yy. ın sonlarında Kaunos  yine özerkliğini kazandı. Ancak Sofist Pio Chrysostom'un MS. 70 yılına tarihlenen bir yazısında, “Kaunosluların Roma ve Rodos'un çifte idaresine katlanmak zorunda kaldıklarını” belirtmesi  Rodosluların şehrin yönetiminde yeniden söz sahibi olduğunu göstermektedir.

       Roma muazzam bir imparatorluğa dönüşürken sınırları içinde sağladığı barış yüzyıllarında Kaunos, askeri ve ekonomik baskılardan kurtulup varlığını zengin bir liman kenti olarak sürdürdü. İmparatorluğun erken dönemlerinde tiyatro adeta yeniden yapılırcasına büyütülürken, hemen önündeki terasa Roma kentlerinin vazgeçilmezi olan büyük bir hamam ve geniş bir paleastra inşa edildi. Agora çeşmesi yenilendi ve tapınaklar yapıldı. Kaunoslular da bağlılıklarını göstermek için agoranın çevresine ve Apollon kutsal alanına Roma İmparatorları Tiberius, Nero ve Vespasian ile Roma elçileri ve senatörlerinin heykellerini diktiler. Kentlerine gelen ünlü Romalıları da birer heykelle onurlandırdılar. Kaunos'un küçük kalesinin üzerinde bulunduğu kayalık yarımadanın kuzeyindeki koy, daha MÖ. 8. yy.da, önce bataklık haline gelmiş ve giderek dolarak yerleşime açılmıştı. Buna karşın yarımadanın güneyindeki koyda yer alan iç limanı denize açıktı. Ancak MÖ. 100- MS. 200 yılları arasında güney limanın önüde bataklık ve sazlıklarla kapanınca, kent denizden uzaklaştı. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrıldığı, Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edildiği  ve pagan inançlarının yasaklanarak tapınakların kapatıldığı çalkantılı günlerde, Kaunos halen 5 kilisesi olan önemli bir merkezdi. Bu dönemde Likya kilise eyaletine bağlanan Kaunos iki piskoposluğa bölünmüş ve kentin adı da Hıristiyanlaştırılıp Kaunos-Hegia'ya dönüştürülmüştü. 625 yılından sonra Müslüman-Arap akınları ile korsan saldırılarının yarattığı baskı ve 13. yy.da başlayan Türk istilası nedeniyle, Akropol Tepesi'ndeki antik kale Bizans surları ile yeniden tahkim edildi. Önemli bölümü halen ayakta olan bu surlar, Kaunos'a bir Orta Çağ kenti görünümü kazandırdı.Türk boylarının 15. yy.da Karya bölgesinin bütününe hakim olmasından sonra Kaunos tamamen terk edildi (Öğün,Işık-2001).